Dergiden Seçmeler

Kitap Tanıtımı / Kur'an ve Kâinatın Dilinden İman Esasları İslam İnanç İlmihali
İtikadi meseleler mahiyetleri itibariyle İslami ilimler içerisinde özel bir alanı teşkil etmektedir.

Çünkü imana taalluk eden meseleler ibadet, ahlak, dua gibi dinin temel umdelerinin üzerine bina edildiği asılları oluşturmaktadır. Bilgisel açıdan zahire bakan yönü kadar batına bakan boyutlarıyla anlaşılması noktasında zaman zaman zorluklar yaşanmaktadır.​ Bu zorluk konuyla ilgili yazılan müellefatın hem konu tasnifine hem de kullandıkları dil ve üslubuna da yansımakta ve ekseriyet itibarıyla kolay anlaşılamayan ve herkesin rahat okuyamadığı eserler olarak görülmektedir. Bu eserler genel anlamda Müslümanları hedef alsa da

Müslüman olmayanların İslam’a karşı mücadelelerine birer cevap niteliğinde ele alındığından hedef kitle öncelikle konuyla özel ilgilenen insanlar olarak düşünülmektedir. Hatta tamamen bilimsel anlam ve ölçülerle dil ve üslubun zorluk ya da kolaylığı dikkate alınmadan meselenin bilimsel izahına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bir zorunluluk olan bu çalışmaların mutlaka yapılması gerekmektedir. Ancak bu bilimsel nitelikli çalışmalarla tespit edilen ve inanca taalluk eden meselelerin dil ve üslubunun kolaylaştırılarak farklı eğitsel üslup ve dillerle her yaş ve gruptan Müslüman ve gayrimüslim kitleleri muhatap alarak yapılması da bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

DİB Yayın Genel Müdürlüğündeki kitap kategorilerindeki zenginleşmeler de bu farkındalığın bir sonucudur. Ümit Şimşek’in adı geçen eseri de bu anlamda önemli ve güzel bir örneği oluşturmaktadır. Eser; “Önsöz”, “Allah’a İman”, “Meleklere İman”, “Kitaplara İman”, “Peygamberlere İman”, Ahirete İman”, “Kadere İman” isimli imanın altı şartına taalluk eden ana başlık ve dizinden oluşmaktadır. Ana başlıkların altında; “Dünyaya yeni bir gözle bakış”, “Ayet ayet kâinat”, “Dünya ve ahiret dostumuz melekler”, “Sürekli mucize Kur’an”, “Peygamberlerden bize kalan ibretler”, “Ölmek için gelenler, dirilmek için ölenler”, “Kader her şeyi beraber ölçer”,“Ya iman ya hüsran” gibi isimlendirilen konuyla ilgili altmış üç alt başlıkla konular ele alınmaktadır. Kısa kısa ele alınan her konunun başında konuyla ilgili bir ayet meali ve konunun sonunda “Bölüm Özeti” şeklinde konudan çıkarılması gereken ana mesaj kısaca özetlenmektedir.

Bir kısım metafizik meseleleri aklileştirirken gönülden uzaklaştırıldığı endişesinden hareketle imanın merkezi olan kalp ve yansıması olan akli ve fiili ameliyelerde kendisini derinden hissettiren, yaşanabilir ve yaşamın her alanında Yüce Allah’ın varlığını hatırlatan ve ona göre hayatı tanzim eden bir iman anlayışını ele alan eserde yazar imanı; “İman denilince akla gelen şey, sağlıklı bilginin yanı sıra yaşanan, solunan, zevk edilen bir hayat olmalıdır. Kur’an’ın ve hadisin bize öğrettiği iman, aynen böyle bir hayattır. Allah’ın kelamından ve onu getiren peygamberden dersini alan mümin hayatının her aşamasında kendisini Rabbinin huzurunda ve meleklerden dostlarla kuşatılmış bir hâlde bilir. Peygamberinde candan aziz bir sevgili bulur, kitabında Rabbinin hitabıyla baş başa bir sohbeti yaşar, başına gelen her şeyi âlemlerin Rabbinden bir armağan olarak karşılar, dünya hayatını huzurla tamamlayıp ahiret alemine müjdeler arasında adımını atar.” şeklinde tanımlamaktadır. Yazar, kâinatın, Kur’an’ın atıfta bulunarak insanların dikkatini çektiği ibret levhalarını bize sunduğunu, Kur’an’ın irşadına kulak veren insanların kendilerini Yüce Allah’ın ayetleriyle dolu bir âlemde bulacaklarından bahsederek, adım atılan her yerden imana kuvvet katan ve bir iman neşesini bütün sıcaklığıyla yaşamasını sağlayan delillerle karşılaşacaklarını ifade etmekte ve bu çalışmanın bahsedilen bu hakikatleri anlatmayı hedeflediğini belirtmektedir. Eserde konular iman esaslarını genel anlamda sıralayıp izah etmekten ziyade, inanca inanca taalluk eden meseleler akli ve naklî delillerle temellendirilirken aynı zamanda yaşanan hayatla doğrudan bağlantıları da kurulmaya çalışılmaktadır. Böylelikle de imanın hayata nasıl bir ruh ve canlılık kattığı ortaya konulmaktadır. İman esaslarını öğrenmek kadar onun sağlam bir şekilde korunması da kitapta problem olarak ele alınarak günümüzde iman alanına yansıyan akımlar, reenkarnasyon, burçlar gibi konulara da yeri geldiğince değinilerek imana zarar veren noktalarına dikkat çekilmektedir. Bu çalışmada ele alınan konular ve izlenen yöntem kadar kullanılan üslup da dikkat çekicidir. Konuların ansiklopedik ve donuk bir üslupla açıklanmasından mümkün mertebe kaçınılmış, bunun yerine Kur’an’ın canlı ve sıcak üslubundan örnek alınmış ve yaşayan bir imanın heyecanı yer yer yansıtılmaya çalışılmıştır. Eserde konular ele alınırken hayatın içerisinden bizzat kişilerin kendi yaşamlarından örneklerle kişiyi özne konumuna çeken ve sade ve ağır terminolojilerden de kaçınılan bir dil ve tahkiye üslubuyla ifadelendirilmektedir. Böylelikle zor gibi görülen konuların anlaşılması kolaylaşmış olmaktadır. Yazar, eserin girişinde imanın etkili bir dersinin “insanı doğrudan doğruya Rabbine muhatap etmek ve O’nun sonsuz rahmetiyle tanıştırmakla işe başlamalıdır” derken kitabın en sonunda da “insan için bu âlemde en lüzumlu olan şey imandır. İman varsa her şey hoştur, yoksa her şey boştur.” diyerek dersini tamamlamaktadır. İmani meselelerin deruni sohbetinin hazzını tatmak isteyenler için okunması gereken bir eser...​

 

​​​​​​