Dergiden Seçmeler

KUR’AN’A BAĞLANMAK - Kadir DİNÇ
.



KUR'AN'A BAĞLANMAK


 Rabbimiz, mahlûkatın en şereflisi olarak yarattığı Ademoğlu'nun elest bezminde verdiği sözü unutmaması, yolunu şaşırmaması için peygamberler ve kitaplar göndererek kullarına rahmetini izhar etmiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)'e de rahmet ve hidayet rehberi olarak Kur'an-ı Kerim'i göndermiştir.

 

Kur'an'a bağlanmak rahmet ve bereketin, huzur ve mutluluğun kapılarını açar. Zira Kur'an insanlar için bir öğüt, gönüllerindeki sıkıntı ve darlık için bir şifa, inananlar için bir hidayet ve rahmet olarak gelmiştir. (10 Yunus 57)

 

Hz. Peygamber (s.a.v) Allah'ın kitabını okuyup müzakere edenlerin üzerlerine sekînet ineceğini, onların rahmetle kaplanıp, etraflarının meleklerle kuşatılacağını; Allah Teâlâ'nın da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anacağı müjdesini haber vermiştir. (Müslim, Zikr 38)  Kur'an'la hemhal olan kimseler imrenilecek, gıpta edilecek, keşke ben de bu kardeşim gibi olabilsem denilecek kimselerdir. (Buhari, İlim 15, Zekât 5)

 

Mümin Kur'an'la buluştuğu nisbette imanın lezzetine erer. Kur'an mümini, müminin hayata bakışını şekillendirir, siret ve suretini tezyin eder. “Kur'an okuyan mü'min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur'an okumayan mü'min hurma gibidir: Kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kur'an okuyan münafık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur'an okumayan münafık Ebu Cehil karpuzuna benzer: Kokusu yoktur, tadı da acıdır." (Buhari, Et'ime 30; Fezailü'l–Kur'an 17, Tevhid 36)

 

Kur'an okuyan, Kur'an'la meşguliyeti yoğun olan kimseler bir takım tasarruflarda öne geçen ve tercih edilen kimselerdir. Bunun en güzel örneklerinden biri sahabe neslinden şöyle aktarılır: Hz. Ömer'in (r.a) Mekke'ye vali tayin ettiği Nâfi b. Abdülhâris (r.a), Mekke taraflarındaki Usfân'da Halife Ömer'e (r.a) rastlar. Halife ona: “Bu vadi halkının sorumluluğunu kime verdiğini sorar." O da:

-“İbn Ebzâ'yı tayin ettim" der. Hz. Ömer (r.a): 

-“İbn Ebzâ kimdir?" diye sorar. Vali:

-“Bizim âzatlı kölelerimizden biridir" cevabını verir. Hz. Ömer (r.a):

-“Sen onların üzerine bir azatlı köleyi mi tayin ettin?" deyince, Nâfi':

-“Fakat o, Allah'ın Kitabı'nı iyi okuyan ve bütün farzları da bilen biridir" der. Bunun üzerine Hz. Ömer(r.a):

-“Dikkat edin, Allah şu Kur'ân'la bazı kavimleri yüceltir, bazılarını da alçaltır " hadis-i şerifini nakleder. (Müslim, Müsafirin 269)

 

İnsanlığın hidayet ve istikameti için gönderilen bu son kitaba bağlanmış kimseler aslında Kitab'a varis olan kimselerdir. Nitekim Allah (c.c) şöyle buyurur:

“Sonra bu Kitab'ı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırakmışızdır. Onlardan kimi kendine yazık eder, kimi orta davranır, kimi de, Allah'ın izniyle, iyiliklere koşar. İşte büyük lütuf budur." Fatır 32

 

Dünyada iyiliğin, güzelliğin, huzur ve mutluluğun egemenliği için Kur'an'la meşguliyetimizin daha çok olması gerekmektedir. Kur'an'dan yüz çevirmek sıkıntının ve darlığın sebebidir. Kur'an'ın rahmetinden uzak kalmış hane ve gönüller bir çöküntü içindedir. Buhran ve bunalım dolu bir hayatı yaşamanın ıstırabını yüklenmişlerdir. Bu kimseler huzur ve sekînete muhtaçtır. Peygamber efendimiz (s.a.v) “Kalbinde Kur'an'dan bir şey bulunmayan kimse harap olmuş bir ev gibidir" buyurmuştur. (Tirmizi, Fezailü'l- Kur'an 18)

 

Bu anlamda aziz milletimiz yaşadığı yurdun harap olmaması, kalplerin ve hanelerin canlılığını muhafazası için iman ettiği Kitab'ına zor zamanlarda bile hizmet etmeyi en yüce bir şeref kabul etmiş, Kur'an'dan kopmayı can damarı kopartılmış kadar büyük bir tehlike addetmiş, canhıraş gayretlerle Kur'an hizmetini bütün engelleme ve zorlanmalara rağmen kesintiye uğratmamıştır. Ülkemizin her bir köşesinde Kur'an hizmetinde bulunmuş, gözyaşlarını akıtarak yaptıkları dualarıyla bugünleri bize hazırlamış ve Rahmet-i Rahman'a kavuşmuş bütün hocalarımızı hayırla yâd ediyor; hayatta olup ömrünü bu hizmete adayan, ihlas ve samimiyetle ecdadımızın bıraktığı emanete sahip çıkan hocalarımıza da sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir ömür diliyorum.

 

Çağımızın hedonist yaşam dayatmalarına karşı imanlı ve şuurlu bir nesil yetiştirme yolunun Kur'an yolundan geçtiği hususu göz ardı edilmemelidir. Bu çerçevede varlığı ve varlığın hakikatini idrak etmiş, ahlaklı, güvenilir, idealleri olan ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesi için sağlıklı bir din eğitimi verilmesi yadsınamaz bir zorunluluk olarak görülmelidir. Toplumun yücelmesi, ülkemizin madden ve manen kalkınması Kur'an'la bütünleşmiş ve Peygamberimizin (s.a.v) ahlakını kuşanmış nesillerin yetişmesine bağlıdır. Böyle bir anlayışın filizlenmesi ortak yaşam alanımız dünyanın daha güvenli ve daha mamur bir hal almasını da temin edecektir.

 

Hafızlık bu anlamda büyük bir nimet olarak görülmelidir. Hafızlar ve hafızlık hizmeti eşsiz bir nimete sahip olma adına her zaman insanımız nezdinde müstesna bir konuma sahip olmuştur. Milletimiz bu lütf-u ilahiye nail olmak için çocuklarını hafız yapmak, dünya ve ahiret bütünlüğünü sağlamak üzere Kur'an kursları açmış, Kur'an kurslarında okuyan yavrularımızın ihtiyaçlarını karşılamak için gece gündüz seferber olmuşlardır.

 

Hafızlığın bereketi sadece hafızların kendilerini kuşatmaz. Hafızın annesi, babası, ailesi, köyü, mahallesi kısacası yaşadığı çevre de bu bereketten nasiplenir. Çünkü o seçilmiş ve şerefli bir insandır artık. Allah'ın Kitab'ı için seçtiği ve Kitab'ın emanetini yüklediği özel bir insandır.

 Kalbinde Kur'an ayetlerini taşıyan kimseler hayat kitabımızın anlamıyla da buluşturulduğunda sözlerin en güzelini yüklenmiş olarak -insanlığa bizim söyleyecek çok sözümüz var- hedefiyle yürüyecek, insanın yaratılış gayesine, Kur'an'ın gönderiliş hikmetine uygun bir idealin peşinde koşacaklardır.

 

Bütün bu düşüncelerden sonra Kur'an talebeleri ve Kur'an talebelerine hizmet edenler için şu hususları hatırlatmakta fayda mülahaza edilmelidir.

1. Hafız olmak zor değildir. Metotlu ve istekli olunduğunda başarabileceği bilinmelidir. Zorlanıldığı durumda mutlak anlamda hafızlığı bitirmek zorundayım baskısı hissetmeden belli bazı sureleri ezberlemiş olmak da Allah'ın bir lütfu kabul edilmelidir.

2. Hafızlık ikmal edilmiş ise artık ömür boyu şerefle taşınacak bir emaneti yüklenmiş olmanın idrakine ererek her gün mutlaka bir cüz okunmalıdır.

3. Hafızlıktan sonra ezberlenen kelamın anlam zenginliğine vakıf olacak şekilde ileri düzey tahsil planlaması yapılmalıdır. İlahiyat alanında devam edecek olanların daha derinlikli çalışmalar yapmaları, ilahiyat dışı alanlarda devam edecek olanların da anlamına vakıf olacak kadar bir gayret içinde bulunmaları gerekmektedir.

4. Kur'an ve hafızlık eğitiminde görev yapan bütün hocalarımız nasıl bir hizmet yürüttüklerinin bilincinde olmalı, mutlaka o bilinci tavır ve davranışlarına yansıtarak örneklik teşkil etmelidirler.

5. Öğrencilerimize yaklaşım biçimimizin temelini sevgi ve sevdirmek oluşturmalıdır. Kaba, katı ve kırıcı karaktere sahip olanlar bu alandan çekilmeli, hele hele şiddete meyyal bir anlayış söz konusu ise derhal bu meslekle irtibatını harici bir etki beklemeden kendiliğinden kesmelidir.

6. Kur'an eğitiminde hizmet etme ve bu eğitimi yönetme sorumluluğunda olan kimseler, öğrencileri duvarlar arasına hapsetmeksizin sosyal, kültürel ve zihinsel bir takım planlı aktivitelerle öğrencilerimizin çok yönlü yetişmelerine rehberlik etmeli, bunun için imkânlar hazırla(t)malıdırlar.

7. Hocalarımız öğrencilerimizin önüne ileri hedefler koymalı, zihinsel inşa çalışmaları da yapmalıdırlar. Susan değil konuşan, pısırık değil soran, körü körüne bağlanan değil sorgulayıp araştıran, yüklenen değil anlayan, anladığını anlamlandıran, bilgisini bilince, bilincini ahlaka dönüştüren, çekingen değil özgüveni yüksek olan nesil yetiştirme gayretinde olmalıyız. Zira yetişmekte olan nesil yetişmiş neslin en büyük emanetidir. Aksi davranışlar nesli israf ve emanete hıyanetlik etme gibi bir sonuç doğuracaktır.

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bu şuur içerisinde bir hizmet sunma gayretindeyiz. 1999 yılından 2011 yılına kadar ilkokul 5. Sınıfı bitirmeden yaz Kur'an kurslarına, 8. Sınıfı bitirmeden de hafızlık eğitimine gitmek mümkün değilken artık günümüzde hamd-ü senalar olsun ki, Kur'an eğitiminin önündeki bütün engeller kaldırılmış, 4-6 yaş Kur'an kurslarımızdan 50-60 yaşına kadar değişen yaş gruplarına göre hizmet verebilecek bir imkâna kavuşmuş bulunmaktayız.

 

Gayemiz cemiyete, topluma insan yetiştirmektir. Devletini, milletini, dinini, diyanetini seven; vatanına ve bayrağına sadakatle bağlanan, ülkesinin birliği, bütünlüğü, huzur ve refahı, kuvvet ve kudreti için çalışıp çabalayan, bu hedefler için didinip dert ve heyecan duyan ahlaklı, erdemli ve bilinçli bireylerin yetişmesine rehberlik etmektir.

 

 

Kadir Dinç

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü​




​​​​​​