Dergiden Seçmeler

25. Müfettişler Semineri Açılış Konuşması
Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ

MÜFETTİŞLER SEMİNERİ AÇIŞ KONUŞMASI

27-31.03.2015-Sandıklı-Afyon

Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ

Rehberlik ve Teftiş Başkanı

 

Eûzü billâahi mineş-şeytani'r-racîm.

Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm.

Bizleri yaratan ve yaşatan Rabbimize hamd olsun.

Âlemlerin efendisi, önderimiz, rehberimiz ve sevgili peygamberimize salat ve selam olsun.

Muhterem Başkan yardımcılarım!

Muhterem genel müdür ve daire başkanlarım!

Muhterem mesai arkadaşlarım!

Hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Seminerimize hoş geldiniz, bizlere şeref verdiniz.

Seminerimizin; birimimiz, kurumumuz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ederim.

Muhterem hocalarım!

Değerli mesai arkadaşlarım!

Seminer yapmak yasal görevimizdir. Bu görev;

633 sayılı DİB Kuruluş ve Görevleri Hakkında kanunun 7/g maddesinde, "Denetimin etkinliğini ve verimliliğini artırıcı tedbirler almak",

Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Yönetmeliği'nin 8. Maddesinde; "Müfettişlerin mesleki, bilimsel ve kültürel yönden gelişmelerini sağlayıcı çalışmalar yapmak, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının bilgi, görgü ve yeteneklerinin artırılması, teftiş, inceleme ve soruşturma metotlarının geliştirilmesi, modern yönetim ve organizasyon teknikleri ile ilgili yeni uygulama ve hizmetlerin tanıtılması amacıyla kurs, seminer, konferans, yurt içi ve yurt dışında inceleme ve araştırma yapılması ile ilgili programların düzenlenmesini ve uygulanmasını sağlamak."

Şeklinde yer almıştır.

Bilgilerimizi güncelleme ve geliştirmeye ihtiyacımız var.

İnsanların beden yapıları gibi bilgileri ve anlayışları da zamanla yıpranıp değişebiliyor. Bu itibarla bilgilerimizin ve algılarımızın güncellenmeye ve yenilenmeye ihtiyacı var.

Kendilerini yenilemeyenler başarılı olamazlar.

Bu itibarla; meslekî bilgi ve becerilerimizi geliştirmek, denetleme, inceleme, soruşturma ve insanlarla iletişim tekniklerini iyi kavramamız gerekir.

633 sayılı kanunun 7/g maddesinde Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'na üç temel görev verilmiştir. 

Diyanet İşleri Başkanı adına;

1. Kurumun merkez, taş ve yurtdışı teşkilatındaki bütün faaliyetleri, iş ve işlemlerini teftiş etmek,

2. Her kademedeki görevlileri denetlemek,

3.İnceleme ve soruşturma yapmak.

Teftiş, inceleme ve soruşturma hizmetleri, modern yönetimin olmazsa olmaz bir parçası, planlanan işlerin başarıya ulaşmasının vazgeçilmez şartıdır. Çünkü denetimsiz yönetim istenilen düzeyde başarıya ulaşamaz. Bu sebeple olmalı ki kamu veya özel sektör bütün yönetim ve işletmelerde, iş ve işlemler denetime tabi tutulmaktadır. Başarılı olmak isteyen yöneticiler, verilen görevlerin, yerine getirilip getirilmediğini denetime tabi tutarlar. 

Modern yönetimin üç temel unsuru vardır: Planlama, Uygulama ve Kontrol (PUK)

Planlanan ve uygulamaya konulan görevlerin, başarıya ulaşabilmesi için mutlaka denetimin yapılması gerekir.

633 sayılı kanunun 7/g maddesi gereğince denetim hizmetlerinin eğitici ve rehberlik edici bir anlayışla yapılması gerekir. Bu sebeple biz, denetimleri bir rehberlik, eğitim ve öğretim olarak görüyor ve denetimlerin bu anlayışla yapılmasını istiyoruz.

Rehberlik, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütün görevleri ve personeli için söz konusudur.

Müfettişler; imam-hatiplere imamet ve hitabet,

Kur'ân Kursu öğreticilerine öğretim ve anlatım,

Vaizlere anlatım ve iletişim,

Yöneticilere yönetim, denetim, inceleme ve soruşturma,

Kısaca her görevliye görevi ile ilgili konularda rehberlik yapmakla yükümlüdür.

Müfettişlerin; rehberlik görevlerini yapabilmeleri için rehberlik yapacakları konuları, rehberlik yaptıkları personelden daha iyi bilmeleri gerekir. Bu sebeple müfettişlerin görev alanları ile ilgili konularda bilgilerini sürekli güncellemeleri ve geliştirmeleri gerekir.

Denetimde hedef ve yöntemimiz:

-Yol gösterici,

-Yanlışları düzeltici,

Doğruları ikame edici bir yöntem kullanmak,

-Üzüntü, stres ve sıkıntı kaynağı değil,

-Eksik, hata ve kusur aramayı değil sevinç, bilgi ve sevgi kaynağı olmaktır.

İnceleme ve soruşturmalarda adil olunması gerektiğini, adaletin hem inancımızın hem mevzuatımızın gereği olduğunu; kurallara uymanın, iddialar karşısında tarafsız olmanın, haklıyı haksızdan, suçsuzu suçludan ayırmanın adalet olduğunu biliyor ve adaletin duygulara, ideolojilere, kin, nefret ve öfkeye mahkûm edilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

Suçu ve suçluyu tespit konusunda tarihî bir örnek vermek istiyorum.

Medine'de Benî Zafer kabilesinden Tu'me b. Übeyrik, bir gece komşusu Rifâa b. Zeyd'in un çuvalını ve zırhını çalar. Zeyd b. Semin adındaki bir Yahudi'ye götürür ve ona emanet bırakır. Dağarcığı götürürken, dağarcıktaki bir yırtıktan yola un dökülür. Un dağarcığı ve zırhı çalınan Rifâa önce komşusu Tu'me'den şüphelenir, bu sebeple Tu'me'ye dağarcığını sorar. Tu'me, dağarcığı görmediğine ve nerede olduğunu bilmediğini söyler ve yemin eder. Rifâa, Tu'me'nin evini arar, fakat bulamaz. Bunun üzerine un döküntüsünün izini takip eder. Nihayet Yahudi'nin evinde dağarcığı ve zırhını bulur. Yahudi, dağarcığı Tu'me'nin emanet bıraktığını söyler ve tanıklarıyla bunu ispat eder. Zırhı Tu'me'nin çaldığı ortaya çıkar. Benî Zafer kabilesi, gece toplanıp konuyu müzakere ederler, kabilelerinin itibarlarının zedelenememesi için Tu'me'nin lehine tanıklık yapmaya karar verirler ve ertesi günü Peygamberimize giderler ve Tu'me'nin suçsuz olduğunu, zırhı Yahudi'nin çaldığını, eğer Tu'me'nin aleyhine hükmedilirse itibarının kaybolacağını, zırh Yahudi'nin evinde bulunduğu için onunla mücadele etmesi gerektiğini söylerler. Peygamberimiz (s.a.s), Tu'me'nin yeminine ve kabilesinin şahadetine binaen onu savunmak ister, bunun üzerine Nisa suresinin 105-114'üncü ayetleri iner. (Taberî ve Yazır, Nisa, 24/105-112) Yüce Allah, Peygamberimizden adaletle hükmetmesini, bu tür davranışta bulunan hainleri savunmamasını emreder:

"(Ey Peygamberim!) Biz sana kitabı hak olarak indirdik ki insanlar ara­sında Allah'ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın, hainlerin savunucusu olma." (Nisa, 4/105)

 "Kendilerine hainlik edenleri savunma." (Nisa, 4/ 107)

Yüce Allah, hırsızı savunan Benî Zafer kabilesine şöyle seslenir:

"(Ey hainleri savunanlar!) İşte siz (kendilerini aldatan, nefislerine zulmeden) öyle kimselersiniz ki dünya hayatında haydi onları savundunuz, kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak? Yahut kim onlara vekil olacak?" (Nisa, 4/109)

Tu'me, 4 suçu birden işlemiştir:

1. Hırsızlık yapmak,

2. Hırsızlık yapmadım diye yalan söylemek,

3. Yalan yere yemin etmek

4.Bu suçunu bir başkasının üzerine atıp iftira etmek.

Benî Zafer kabilesi 6 suç işlemiştir:

1.Yalan söylemek,

2. Yalancı şahitlik yapmak

3. İftira etmek,

4. Suçluyu korumak,

5. Kabile taassubunda bulunmak,

6. Suçu ve suçluyu ortaya çıkarma konumunda olan Hz. Peygamber'i yanıltmaya çalışmak.

Yüce Allah,

Tu'me ve Beni Zafer kabilesinin işlediği bu suçların,

İhanet,

Kötülük,

Zulüm,

Günah, 

Hata

İftira                                                                                                                                                              

Olduğunu bildirmiştir. (Nisa, 4/105, 107, 110-112)

İnsanın suç olan bir fiili işleyerek kendisini cezaya maruz bırakması ve ilahî bir emanet olan nefsini aldatması; "hainlik", "zulüm" ve "günah" olduğu gibi, kendi işlediği suçu başkasına isnat etmesi de ihanet, zulüm, bühtan, iftira ve büyük günahtır.

Ayetlerde Tu'me, hırsızlık ederek kendisini cezaya maruz bıraktığı için nefsine ihanet ve zulüm, bu suçunu bir başkasının üzerine attığı için kötülük etmekle nitelenmiştir. Tu'me işlediği günahına pişman olup tövbe edeceği yerde Mekke'ye kaçmış ve dinden irtidat etmiştir. Mekke'de hırsızlık için birinin duvarını delerken duvar üzerine yıkılmış ve ölmüştür. (Taberî, IV, 5/268; Yazır, III, 1037)

Beni Zafer kabilesi, gerçeği ortaya koyup doğruyu söylemeleri ve âdil şahitlik yapmaları gerektiği halde yalana tevessül etmişler, Tu'me'nin işlediği suçu insanlardan gizlemeye çalışmışlar ve suçluyu kurtarmak için Allah'ın razı olmayacağı yalan ve hileli sözleri kurgulamışlardır. Suç insanlardan gizlense bile Allah'tan gizlenemeyeceği şöyle bildirilmektedir:

"Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah'tan gizlenmezler. Hâlbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır." (Nisa, 4/108)

Bu olay ve konu ile ilgili ayet, hakka, hukuka ve ahlaka çarpıcı bir şekilde dikkat çekmektedir. Hırsızlık yapmak, hırsızlık suçunu, suçsuz bir insanın üzerine atmak, yalan yere yemin etmek, yalancı tanıklık yapmak ve suçluyu korumak ve savunmak hem ahlak dışı ve hukuken suç olan bir eylemlerdir hem de insan hakkı üstlenmektir.

Nisa suresinin 105-113'üncü ayetleri;

İnsan öldürmek, hırsızlık yapmak ve iftira etmek gibi bir insanın suç işlediği ortaya çıktıktan sonra, suçu örtbas etmek için, ceza almaktan kurtarmak için suçluyu savunmayı, zalime taraftar olup mazluma düşman olmayı yasaklamaktadır.

Suçlunun; soydaş, arkadaş ve akraba olması hükmü değiştirmemelidir.

Yüce Allah, suçlu Tu'me'yi ceza almaktan kurtarmak için savunan Beniz Zafer kabilesini kınamaktadır.

Nisa suresinin 105-113'üncü ayetleri;

Hâkimleri, hakemleri, müfettişleri, muhakkikleri ve yöneticileri yakından ilgilendirmektedir.

Şüphelinin; mevkii, şöhreti, serveti, rütbesi, görevi ve unvanı ne olursa olsun, doğrunun, suçun ve suçlunun ortaya çıkarılması, adaletle hüküm verilmesi, taraf tutulmaması, suçluların korunmaması ve suçun örtbas edilmemesi gerekir.

-İsnat edilen suçu incelememek ve görmezlikten gelmek,

-İnceleme ve soruşturma sonucu suçluyu korumak,

-Suçlular arasında ayırım yapmak,

Hem ilahî buyruklara, hem kanunlara aykırı bir davranıştır. 

Hakkaniyete uygun kaliteli ve nitelikli bir rehberlik, denetim, inceleme ve soruşturma ancak iyi yetişmiş, konunun uzmanı olmuş yeterli elemanlarla mümkün olur.

Diyanet İşleri Başkanlığı hizmetlerinin ve personelinin yeterince denetlendiğini söyleyebilmemiz maalesef mümkün değildir.  Hem merkezde hem taşrada denetim elemanları sayısal olarak yetersizdir.

Muhterem hocalarım!

Değerli mesai arkadaşlarım!

2014 yılı çalışmamalarımızla ilgili bazı bilgiler verip konuşmamı sonlandırmak istiyorum.

1995 yılında müfettiş sayısı 61, Diyanetin personel sayısı 75.048 iken, 2015 yılında müfettiş sayısı 58'e düşmüş personel sayısı 119.419'a yükselmiştir. 1995'de 1230 personele 1 müfettiş düşerken, 2105 yılında 2058 personele bir müfettiş düşmektedir.

2014 yılında toplam 675 soruşturma yapılmış, bunlardan 406 sabit olduğu için soruşturma raporu, 269 sabit olmadığı için inceleme raporu yazılmıştır.

2014 yılında 9 personelin Diyanetteki görevine son verilme, 75 personelin de yerinin değiştirilmesi teklifi yapılmıştır. Aynı yıl içerisinde hac ve umre denetimleri dışında 9 eğitim merkezi ve 14 ilin genel denetimi yapılmıştır. Müfettişlerin her biri 2014 yılında ortalama 2,5-3 ay inceleme, soruşturma ve genel denetiminde bulunmuşlardır.

Rehberlik hizmetleri; eğitim, öğretim ve din hizmetidir.

Denetim hizmetleri; eğitim, öğretim ve din hizmetidir.

İnceleme ve soruşturma hizmetleri, adalet ve din hizmetidir.

Personele güler yüzle rehberlik etmek, bir iyiliktir.

Hizmeti ve hizmeti yapanları denetleyip doğruyu göstermek, bir iyiliktir.

İnceleme ve soruşturma ile suçluyu suçsuzdan ayırmak, doğru ve hakikati ortaya çıkarmak, bir iyiliktir

Taraf tutmak,

Adamına göre davranmak,

Suçu örtbas etmek,

Suçluyu korumak,

Görevi ihmal etmek,

Görevi gereği gibi yapmamak,

Görevi zamanında yapmamak,

Nefse veya insana veya hizmete zulümdür.

Adil, bilgili, insancıl ve dürüst olmak;

Zalim ve mazlum olmamak,

İsteğimiz, hedefimiz ve amacımızdır.

Tekrar hepinize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.​

 

​​​​​​​​​​​​​​