Müfettişler Semineri

                                                                                 21.MÜFETTİŞLER SEMİNERİ

 

MufettisSeminer1.gif 

   Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 21. Müfettişler Semineri, 02-04.04.2011 tarihleri arasında Kızılcahamam’da yapıldı. Sunuculuğunu Müfettiş Murat Alkan’ın yaptığı seminere, Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nda görev yapan başmüfettiş, müfettiş ve müfettiş yardımcıları katıldı. Seminerin açılış konuşmasını Rehberlik ve Teftiş Başkanı Doç. Dr. İsmail Karagöz yaptı. Denetimin yönetim süreçlerinin bir parçası olduğunu belirten Karagöz, denetimsiz yönetimin istenilen düzeyde başarıya ulaşamadığını, bu sebeple kamu veya özel sektörlerde, bütün yönetim ve işletmelerde iş ve işlemlerin denetime tabi tutulduğunu belirtti. Yüce Yaratıcının Kur’an-ı Kerim’de kendisinin insanları bizzat murakabe ettiğini ve meleklerine denetlettiğini bildirerek denetimin varoluşsal önemine dikkat çeken Karagöz, Peygamber Efendimizin de (a.s.), bir yönetici olarak çarşı pazarı dolaştığını, gördüğü yanlış davranışlara müdahale ettiğini, doğru olanı anlattığı-nı; böylece bizzat kendisinin denetimler yaptığını ifade etti. İslam tarihi boyunca her dönemde teftiş hizmetlerinin devam ede geldiğini söyleyen Karagöz, DİB Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda önemli değişiklikler yapan 6002 sayılı Kanunla Teftiş Kurulu Başkanlığının kaldırılarak yerine Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının ihdas edildiğini, kanunda Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın görevlerinin yeniden tanımlandığını, bilişim çağında teftiş hizmetlerinin denetleyenler ile denetlenenlerin karşılıklı işbirliği ile daha insancıl, bilgilendirmeyi ve rehberliği önceleyen bir anlayışla, insan, sistem ve amaç odaklı olarak yapılması gerektiğini vurguladı. Karagöz, müfettişlerin tavır ve davranışları ile kurumu temsil ederken adil, tarafsız, şeffaf ve anlayışlı olmalarının, yönetici ve görevlilerle iyi iletişim ve empati kurabilmelerinin, sorun çözücü, tutarlı, kararlı, güvenilir ve saygılı olmalarının, sorgulayıcı ve yargılayıcı değil; yol gösterici ve öğretici olmalarının, emreden, açık ve hata arayan, görevlilere tepeden bakan, korkulan, moral bozan değil; kolaylaştıran, öğreten, teşvik eden, söz, eylem ve davranışları ile örnek ve önderlik eden kimseler olmalarının önemli olduğunu sözlerine ekledi. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ekin de toplantıda bir konuşma yaparak katılımcılara bilgiler verdi.

   Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ise yaptığı konuşmada; dünyada kötülüklerin kötülüklerle değil, iyiliklerle ortadan kaldırılabileceğine vurgu yaparak, “Sadece cezai müeyyidelerle adaleti tesis etmek mümkün değildir. Dünyadaki en iyi kanunların da merhamete ihtiyacı var. Her işimizi bir müddet sonra rutine düşmeden, mutlaka akıllarımızı, vicdanlarımızı, kalplerimizi birleştirmek suretiyle üzerinde yeniden tefekkür etmek durumundayız. Yaptığımız iş ne kadar kıymetli olursa olsun, bir müddet sonra rutinleşiyor. Acaba biz bu işi ne kadar iyi yapıyoruz? Ne kadar iyi yaparsak yapalım kemalin sonu yoktur. Daha mükemmelini elde edebilmek için zaman zaman bu tür toplantılara büyük ihtiyaç var.” dedi. Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının görevinin zor olduğunu da belirten Başkan Görmez; “Yönetimle birlikte hizmet kusurlarımızı tespit edip, birlikte bu kusurları orta-dan kaldırmak için rehberlik yapalım. Her müfettiş işini iyi yapmalı ve gerçekten hak ve adaletin yerine gelmesi için elinden gelen her türlü gayreti sarf etmelidir. Her müfettiş gittiği yerde Başkanlığımızı temsil etmektedir. Rehberliği teftişin önüne geçirecek bir yönetim tarzı nasıl olur? Bunun üzerinde biraz yoğunlaşmamız gerekiyor. Rehberliği kurumda ortak bir hafızaya dönüştürmeliyiz. Gittiğiniz her yerde müftülerimize, vaizlerimize ve din görevlilerimize rehberlik etmelisiniz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Açılış konuşmalarının ardından oturumlara geçildi.

   Oturum başkanlığını Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Hasan Kâmil Yılmaz’ın yaptığı birinci oturumda; Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bilal Eryılmaz “Etik Kurallar”; Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimin Sosyal ve Tarihi Temelleri Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. İsmail Doğan “Empati” konularını ele aldılar.

  İkinci oturumun başkanlığını Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Osman Tıraşçı yaptı. Bu oturumda Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Doç.Dr. Asım Balcı “Kamu Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar” konusunda; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Dr. M. Emin Zararsız da “Kamu Hizmetlerinin Denetiminde Yeni Yaklaşımlar” konusunda sunum yaptılar.

  İkinci gününün ilk oturumunun başkanlığını Rehberlik ve Teftiş Başkanı Doç. Dr. İsmail Karagöz yaptı. Bu oturumda Dini Yayınlar Genel Müdürü Dr. Yüksel Salman, Başmüfettiş Mehmet Yılmaz ile Sinop İl Müftüsü Yalçın Topçu “Yönetim ve Teftiş Birimleri Arasındaki İletişim(Sorunlar ve Çözüm Önerileri)” konusunu; Başmüfettiş Halil İnce de “Teftişte Moral ve Motivasyon (Sorunlar veÇözüm Önerileri)” konusunda bilgi verdiler.

  Başkanlığını Din Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Yaşar Yiğit’in yaptığı ikinci oturumda ise, I. Hukuk Müşavir Vekili Mustafa Davarcı “633 Sayılı DİB Kuruluş ve Görevleri HakkındaKanun’una 6002 Sayılı Kanunla Getirilen Değişiklik ve Yenilikler”; Başmüfettiş Harun Özdemirci de “2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu, İlgili Mevzuat ve Müftülüklerin Yardım Toplama Sorunları” hakkında bilgi aktardılar.

  Üçüncü ve dördüncü oturumların başkanlığını Başkanlık Müşaviri Mahmut Sevgili yaptı. Bu oturumda, Müfettiş Haydar Bekiroğlu “Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Ceza Mahkemeleri Kanunu, Borçlar Kanunu, Medeni Kanun, Harcırah Kanunu ve Diğer Kanunlardaki Başkanlık Görevlilerini İlgilendiren Hükümler”; Başmüfettiş İbrahim Yılmaz “Soruşturmaya Konu Olan Başkanlık Görevlilerinin İşledikleri Suçlar ve Hizmetlere Etkisi” konularını anlattılar.

  Dördüncü oturumda ise, Başmüfettiş Dr. Yaşar Çolak “Rehberlik Ağırlıklı Denetim Yöntemleri”; Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Doç. Dr. Halil Altuntaş da “Güncel Dinî Konular”ı ele aldılar.

  Üçüncü gün birinci oturumun başkanlığını Başmüfettiş İbrahim Yılmaz yaptı. Bu oturumda, Başmüfettiş Fatih Mehmet Karaca “Gelişen ve Değişen Dünyada Müfettişin Nitelik ve Yeterlilikleri”; Başmüfettiş Ömer Gülden de “İnceleme, Soruşturma ve Raporlama Teknikleri” konularını işlediler. Oturumların sonunda müzakerelerin de yapıldığı seminerde, başmüfettiş, müfettiş ve müfettiş yardımcıları söz alarak yapılan sunumlar üzerindeki düşünce ve görüşlerini ifade ettiler. Rehberlik ve Teftiş Başkanı Doç. Dr. İsmail Karagöz’ün oturum başkanlığını yaptığı son oturumda ise genel bir değerlendirme yapılarak seminerin “Sonuç Bildirisi” kamuoyuna açıklandı.

MufettisSeminer2.jpg

 

21.Müfettişler Semineri Sonuç Bildirgesi

Tarih: 06.04.2011

   Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam Dini’nin temel kaynaklarına dayalı doğru ve güncel bilgi ile toplumu din konusunda aydınlatmak, inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmek gibi önemli bir misyonu ifa etmek üzere kurulmuş, Türkiye ve dünyada İslam Dini’ne ilişkin her hususta referans alınan, etkin ve saygın kurum olma vizyonuna sahip, insan hak ve özgürlüklerine saygıyı, tutarlılığı, yetkinliği, etkililiği, güvenilirliği, birleştiriciliği, kuşatıcılığı, fedakârlığı değer olarak benimsemiş bir kamu kuruluşudur. Diyanet İşleri Başkanlığı söz konusu kurumsal misyon ve vizyonuna uygun olarak stratejik hedeflerini gerçekleştirip gerçekleştirmediği, kuruma tahsis edilen kamu kaynaklarını etkin ve verimli bir şekilde kullanıp kullanmadığı, hedeflerden ve yasal çerçeveden sapmalar varsa düzeltilmesi için çözüm önerilerinin neler olabileceğini tespit etmek, her kademedeki kurum personeline rehberlik yolu ile yardımda bulunmak, performanslarını ölçmek, başarı örneklerini ortaya çıkararak yaygınlaştırmak, haksızlıklara engel olmak, din hizmetinde benimsenen yöntemlerin pratikle uyumlu olup olmadığını belirlemek ve benzeri amaçlara ulaşmak için güçlü bir denetim sistemine ve çok yönlü yetişmiş denetim elemanlarına ihtiyaç duyulacağı açıktır.

   Son yıllarda artan personel sayısı ve hizmet alanlarının genişlemesine paralel olarak kurum bünyesinde yürütülen denetim hizmetlerinin alanları ve iş hacmi de önemli ölçüde artmıştır. Bu çerçevede genişleyen sorumlulukların üstesinden gelebilmek için denetim ve rehberlik alanında yapılacak hizmet içi eğitim çalışmalarına ihtiyaç duyulacağı açıktır. Bu türden çalışmalar, Başkanlığın hizmet alanına yeni açılımlar getirebileceği gibi, denetim faaliyetlerinin yönetime yardımcı olan, yol gösteren ve değer katan bir nitelik kazanmasına da vesile olacaktır. Bu düşüncelerden hareketle, Başkanlığın denetim sisteminin sorunlarını birim mensupları ve bilim adamları ile tartışmak, sorunların giderilmesi, rehberlik ve teftiş sisteminin geliştirilmesine yönelik teklifleri değerlendirmek, inceleme ve soruşturmalarda ortak bir yaklaşım zemini oluşturmak amacıyla, 0204 Nisan 2011 tarihleri arasında Ankara/Kızılcahamam’da 21. Müfettişler Semineri gerçekleştirilmiştir. Seminer yedi oturum halinde yapılmış, ele alınan konu başlıkları sunumlar ve soru cevap usulüne dayalı müzakereler yoluyla tartışılmıştır.

  Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ ile Başkanlığımızın üst düzey yöneticileri, birim amirleri, akademisyenler, bazı kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey yöneticileri, müfettişler ve bir il müftüsünün katılımıyla gerçekleşen seminer sonucunda, aşağıdaki hususların Başkanlığımız personeli ve kamuoyuyla paylaşılmasının yararlı olacağı değerlendirilmiştir:

1. Kamu hizmeti üreten diğer kurumlarda olduğu gibi, din alanında hizmet üreten Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da, kurumsal denetim süreçleri dışında tutulması mümkün değildir. Bunun için, en etkili ve çağdaş denetim tekniklerinin kullanılması önem arz etmektedir. Ancak hiçbir yasal ve biçimsel denetim tekniği, nihaî hesap gününe referansla insanları içten kontrol eden, gönüllülük esasına dayalı olarak kurallara uymayı gerektiren nefis muhasebesi, murakabe ve otokontrolün yerini tutamaz. Bu sebeple Başkanlığımızca oluşturulan eğitim ve rehberlik politikalarında, her kademedeki personelin, vicdani muhasebe yapma ve bireysel sorumluluk bilincinin gelişmesini sağlayacak manevi tekâmül konusuna önem verilmelidir.

2. Her davranışı toplum katmanları tarafından yakından ve dikkatle izlenen teşkilatımız mensuplarının, kamu görevi yürütenler için belirlenen etik kurallara uyma konusuna önem vermeleri, aynı zamanda aralarında sevgi, saygı, adalet, hakkaniyet ve kardeşlik temelli ilişki biçimi geliştirmeleri, kuruma aidiyet duygusunu güçlendireceği gibi, toplumun ahlak standartlarının yükselmesine de önemli katkılar sağlayacaktır.

3.  2000’li yıllardan günümüze iç ve dış dinamiklerin etkisiyle ülkemizde siyasal, sosyal, ekonomik ve yönetim alanlarında önemli gelişmeler yaşanmış, kamu yönetim anlayışında ve uygulamalarında, tüm aktörlerin karşılıklı işbirliği ve uzlaşmasına dayalı, daha katılımcı, yüksek bireysel performansı ve sorumluluk bilincini önceleyen, açıklık, saydamlık ve hesap verebilirlik ilkelerini esas alan köklü değişimler gerçekleşmiştir. Buna  paralel olarak kurumsal yapılar içinde yeni denetim yaklaşımları geliştirilmiş ve farklı birimler oluşturulmuştur. Teşkilat yasasında yapılan son değişiklikle Başkanlığımız Teftiş Kurulu’nun, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına dönüştürülmesi, 5018 sayılı kanunla, kurumumuzda ayrı bir birim olarak İç Denetim’in ihdas edilmesi, değişen denetim zihniyeti ve uygulamalarının somut örneklerini teşkil etmektedir. Ortaya çıkan yeni toplumsal koşullara pozitif bir reaksiyon olarak uygulamaya konan bu farklı denetim yapıları, görev ve fonksiyon olarak birbirinin rakibi veya birbiriyle çatışan unsurlar değil, kamusal faaliyetlerin etkin yönetimi için araç çeşitliliği sağlayan birer zenginlik olarak değerlendirilmektedir. Bu itibarla, Başkanlığımız Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı ile İç Denetim Birimi Başkanlığının, kurumun stratejik hedeflerine hizmet noktasında her bakımdan dayanışma ve işbirliği içinde hareket etmeleri gerektiği vurgulanmıştır.

4. Denetimin yönetimin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanmış, denetim ve rehberlik faaliyetleri sonucunda ortak hafızada oluşan bilgi ve tecrübenin, tüm yönetim katmanları ile merkez ve taşra teşkilatı çalışanlarının kolaylıkla kullanımını mümkün kılacak araçların geliştirilmesinin önemi üzerinde durulmuştur.

5. Kamu idarelerinde benimsenen yeni yöntemler ışığında, geleneksel teftiş ve kontrol sistemimizin yanı sıra, görevlilere ve kurum yönetimine yardımcı olan, rehberlik eden, uygulamayı iyileştirmeye ve iyi uygulama örneklerini yaygınlaştırmaya çaba gösteren bir anlayış çizgisinin yerleştirilmeye çalışıldığı görülmüştür. Rehberlik ağırlıklı denetim anlayışının, Başkanlığımızın hizmet alanlarında daha etkili ve verimli sonuçlar doğuracağı açıktır. Bu sebeple gerekli altyapı çalışmaları ve müfettişlerin bu istikamette oryantasyonuna yönelik hazırlıklar süratle tamamlanarak, rehberliği önceleyen denetim anlayışına yaygınlık kazandırılmasında yarar görülmektedir. Kariyer sahibi müfettişlerin sosyal, kültürel ve mesleki birikimlerini; öncelikle kurumun benimsediği stratejik hedefler ile uygulamaya koymak istediği projeleri teşkilat mensuplarına anlatmak, benimsetmek, görevlilerin en çok ihtiyaç duyduğu konularda kendilerine rehberlik etmek amaçlı kullanmalarının sağlanması üzerinde durulmuştur.

6. Rehberlik ağırlıklı denetim sistemini yerleştirmek için, sağlam bilgi kaynakları ile kurumun tüm birimleri arasında sağlıklı ve işler bir iletişim ağının oluşturulması kaçınılmazdır. Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı ile birimler arası diyalog, koordinasyon ve bilgi akış süreçleri, mevcut durumdan daha etkili, daha sistemli ve sürekli hale getirilmelidir. Rehberlik ağırlıklı denetimin oturtulabilmesi için, yönetim kültüründe de değişikliğe ihtiyaç olduğu âşikârdır.

7. 13 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe giren 6002 sayılı yasayla, 633 sayılı kanuna getirilen değişiklikler, çeşitli sebeplerle uzun yıllar sürüncemede bırakılmış bir beklentiyi karşılaması, üzerinde yapılan çeşitli spekülasyonları sona erdirmesi, kurumun 86 yıllık tarihinde çok önemli bir aşamayı göstermesi ve kurumun fonksiyonlarını genişletmesi bakımından önem arz etmektedir. 21. Yüzyıl Türk toplumunun en önemli ihtiyaç alanlarından birinde faaliyet gösteren Başkanlığın, kendisine yönelen toplumsal, bürokratik, dini ve sosyopsikolojik beklentileri yerine getirebilmesi, toplumda görülen değer kaymaları, yozlaşmalar, ahlakî erozyon ve aile yapısını tehdit eden unsurlara karşı etkin ve aktif olabilmesi, bu kanunla kendisine verilen imkân ve fırsatları kullanabilmesine bağlıdır.

8. Denetim standartları; denetim faaliyetlerinin planlanması, yürütülmesi ve değerlendirilmesi açısından ortak bir zemin oluşturacağı gibi, müfettişler için de rehberlik işlevi görecektir. Kamu yönetimi alanında öteden beri süregelen bir takım ilkeler ve kurallar ışığında oluşan denetim standartları, denetimin başarıya ulaşmasında önemli bir rol oynayacaktır. Bu sebeple, Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca, denetim faaliyetlerinin yürütülmesinde esas alınacak standartlar belirlenip uygulamaya konulması öncelik arz etmektedir.

9.  Din hizmeti kurumu olarak Başkanlığın toplum nezdindeki itibarının korunması, mensuplarının taşıdığı “örnek şahsiyet” vasfının korunmasıyla yakından ilişkilidir. Bir din görevlisinin en önemli özelliği; yaşayışının, hem dini ve etik kurallar hem de sosyal düzen ilkeleri açısından düzgün olmasıdır. Mevzuatımızda; dini öğrenimi esas alan alanlarda atanacak kişinin “itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması” gerektiği şeklinde yer alan “ortak nitelik” kriterinin, hem Yüce İslam dinine hizmetin nezahet ve nezaketini muhafaza etmek hem de vatandaşlarımızın kalbinde saygın bir yeri olan Başkanlığımız hizmetlerinin bekası için varoluşsal öneme sahip olduğu değerlendirilmektedir. Bu itibarla şimdiye kadar olduğu gibi bundan böyle de din hizmetinde görev alan çalışanlarımızın, “ortak nitelik” olarak belirlenen kıstaslara uygun tavırlar sergilemelerinin önemi bir kez daha vurgulanmıştır.

10. Soruşturma konularından zorluk derecesi düşük olanların mahallinde çözüme kavuşturulmasının yerinde olacağı benimsenmiş, bunu sağlamak üzere, inceleme ve soruşturma yapacak mahallî personelin Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca mezkur konularda eğitilmesinin  önemine dikkat çekilmiştir.

11. Personel hakkında ileri sürülen iddia ve ithamların, müfettişler tarafından gerçek olup olmadığını araştırmak ve ortaya çıkan sonuçlara göre kamu hizmetinin etkili ve verimli yürütülmesi için gereken tedbirleri önermek maksadıyla yapılan inceleme ve soruşturma faaliyetinin, rehberlik ve hatalara karşı koruyuculuk gibi iki önemli fonksiyonu bulunmaktadır. İnceleme ve soruşturma çalışmalarında, hakkında isnatlarda bulunulan personelin yasal haklarına riayet edilmesi ve  empati yoluyla psikolojik durumunun göz önünde bulundurulmasının önemi üzerinde durulmuştur.

12. Müfettişler ile idari birimler arasındaki iletişimin istenen düzeyde olmadığı mütalaa edilmiştir. Bu problemin çözümü için, kurum üst düzey yöneticileri ile müfettişler arasında etkin diyaloğa dayalı bir ilişkinin geliştirilmesi, bunu sağlamak için başlatılacak toplantıların periyodik hale getirilmesinin sağlanması önerilmiştir.

13. Denetim faaliyetlerinin, çalışanlar için tedirginlik kaynağı değil, hizmetin tabii bir parçası olarak görülmesi gerektiği, müfettişlerin çekinilen kişiler olduğuna dair yerleşik algının, yönetim ve denetim anlayış ve uygulamalarındaki hiyerarşik ve otoriter yaklaşımların azalmasına paralel olarak değişeceği üzerinde durulmuştur.

14. Başta camilerin inşası olmak üzere değişik hayri faaliyetlerin yürütülebilmesi ve toplumsal bütünleşmenin sağlanabilmesi için, camilerde veya başka mekanlarda teşkilatımız mensuplarınca gerçekleştirilen yardım toplama faaliyetine ihtiyaç duyulacağı açıktır. Yardım toplama faaliyetlerinin; dinin temel ilkeleri ve ilgili mevzuatın düzenleyici hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi, yardım yapan vatandaşların güvenini kazanma bakımından önem arz etmektedir. Ancak ülkemizdeki yardım toplama faaliyetlerinin ekserisinin camilerde gerçekleştirildiği dikkate alınarak, mevzuatın, bu alanda karşılaşılan zorlukları giderecek tarzda ele alınması hususunda ilgili merciler nezdinde gerekli girişimlerde bulunulması isabetli olacaktır. Görevlilerimizin yardım olarak topladıkları mal, para vb. kıymetleri, emanet olarak değerlendirip, amacına uygun olarak sarf etmelerinin önemi üzerinde durulmuştur.

15. Periyodik olarak yapılacak seminerler, Diyanet İşleri Başkanlığının hizmet alanına yeni açılımlar getirebileceği gibi, denetim faaliyetlerimizin yönetime yardımcı olan, yol gösteren, geliştiren ve değer katan bir rol üstlenecek hale gelmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yüzden müfettişler seminerinin sistematik olarak her yıl tekrarlanması ve Başkanlığın hizmet politikası ve karar üreten makamlarındaki üst düzey görevlilerinin, seminerleri takip etmesinin önemi üzerinde durulmuştur.

16. Genel denetim raporlarında yer verilen bulgu ve tekliflerin, idari birimler tarafından değerlendirilmesi, denetimin etkinliği ve sistemin düzgün işleyişi bakımından önem arz etmektedir.

Başkanlığımız teşkilatına ve kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 



 

 

 ​