Dergiden Seçmeler

Kuruluşunun 89. Yılında Diyanet İşleri Başkanlığı / Abdurrahman Han-Yıldıray Kaplan
1 Temmuz 2010 tarih ve 6002 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle...

​Diyanet İşleri Başkanlığı yapısal olarak yeni bir biçime kavuşmuştur.“Türkiye Cumhuriyetinde muamelat-ı nasa dair olan ahkâmın teşri ve infazı Büyük Millet Meclisiyle onun teşkil ettiği hükûmete ait olup, din-i mübin-i İslam’ın bundan maada itikadat ve ibadata dair olan bütün ahkâm ve mesalihinin tedviri ve müessesat-ı diniyenin idaresi için Cumhuriyetin makarrında bir Diyanet İşleri Reisliği makamı tesis edilmiştir.” kanun metniyle 3 Mart 1924’te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, esasen uzun tarihsel köklerden beslenen bir yapının modern Cumhuriyetle birlikte yeniden şekillenmesinin tezahürüdür.

 

Bilindiği gibi ülkemizde din hizmetleri geçmişten günümüze hep bir kamu hizmeti olarak deruhte edile gelmiştir. Osmanlı Devletinde İslam dinine dair işler ve Müslümanlara sunulacak din hizmetleri Meşihat Makamlığınca bir devlet görevlisi olan şeyhülislam eliyle yürütülmüştür. Daha sonra din hizmetleri, 3 Mayıs 1920 tarihinde TBMM hükûmeti tarafından oluşturulan Şer’iyye ve Evkâf Vekâleti adı altında bir bakanlık marifetiyle yerine getirilmiştir. Bu bakanlık 3 Mart 1924’te Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasına kadar varlığını devam ettirmiştir. Din hizmetlerinin gündelik politikanın dışında ve üstünde tutulması gerçeğinden hareketle kaldırılan bu bakanlık, Osmanlı devletindeki şeyhülislamlık ile Türkiye Cumhuriyetindeki Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir tür köprü vazifesi görmüştür.
1961 Anayasası, Diyanet İşleri Başkanlığına, bir Anayasa kurumu olarak genel idare içinde yer vermiş ve özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirmesini öngörmüştür. 22 Haziran 1965 tarih ve 633 sayılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” ile Başkanlık Merkez Teşkilatı yeniden düzenlenmiş; ayrıca bu kanunla Başkanlığın görevleri arasındaki inanç ve ibadetin yanına ahlak da eklenmiştir.
1982 Anayasası, 1961 Anayasasında yer alan hükümlere ek olarak, Başkanlığın görevlerini yerine getirirken uyması gereken kıstasları düzenlemiş; milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinme vazifesini vermiştir.
1 Temmuz 2010 tarih ve 6002 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı yapısal olarak yeni bir biçime kavuşmuştur. Başkanlık yeni yüzyılın şartlarına göre ve ülkemizin şartlarının elverdiği ölçüde yeniden şekillenmiştir. Başkanlığın merkez, taşra ve yurt dışı din hizmeti konsepti ve anlayışı yeniden belirlenmiştir. Böylece Diyanetin uhdesine tevdi edilen görevleri ulusal ve uluslararası düzlemde, çağın gerektirdiği talepler istikametinde yerine getirme imkânları daha da gelişmiştir. Gerek Din İşleri Yüksek Kurulu gerekse diğer birimlere verilen yeni birçok görevle uluslararası arenada etkin bir din hizmeti sunmanın yasal alt yapısı oluşturulmuştur. Bu noktada, çağımızda din hizmeti sunmanın bir gereği olarak cami dışı din hizmetlerinin önü açılmış, Başkanlık personelinin hizmet içi eğitimleri için gerekli alt yapı hazırlanmış, ayrıca bir radyo ve televizyon kurulması hususu da Başkanlığa bir görev olarak verilmiştir. Âdeta Başkanlık, toplumu din konusunda aydınlatma hususunda her türlü imkândan yararlanmaya memur edilmiştir. Modern yönetimin bir gereği olarak insan kaynakları yönetim sistemi yeniden düzenlenmiş ve personelin kariyer sistemine göre planlanarak yetiştirilmesi ve hizmet üretmesi öngörülmüştür.
633 sayılı yasadaki 6002 sayılı değişiklik doğrultusunda hazırlanan Stratejik Planda Diyanet İşleri Başkanlığının misyonu, “toplumun dinî, ahlaki ve manevi değerlerini sürekli canlı tutmak amacıyla İslam dininin temel kaynaklarına dayalı doğru ve güncel bilgi ile toplumu din konusunda aydınlatmak, inanç, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek ve ibadet yerlerini yönetmek” şeklinde belirlenmiştir. Aynı Stratejik Planda Başkanlığın vizyonu, “toplumun dinî, ahlaki ve manevi değerlerini sürekli ayakta tutan, bütün insanlığın barış ve huzuruna katkı sağlayan, din-i mübin-i İslam ile ilgili her konuda referans alınan en etkin ve saygın kurum olmak” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hedefe ulaşabilmek için Başkanlığımız; temel kaynaklara dayalı, doğru ve güncelleştirilmiş bilgiyi esas alarak samimiyet-ahlakilik, güvenirlilik, dürüstlük, liyakat-ehliyet-yetkinlik, gönüllülük, fedakârlık, şeffaflık, tutarlılık, kuşatıcılık, birleştiricilik, etkililik, erişilebilirlik, hızlı, verimli ve kaliteli hizmet anlayışı, temel hak ve özgürlüklere saygılı olma ilkelerini benimsemiştir.
Başkanlığımız, bu temel ilkelerden hareketle din hizmetlerini toplumun tüm kesimlerine ulaştırmak ve etkinliğini artırmak; dinî bilgi üretimini, İslam’ın bilimsel metodolojisi temelinde sistematik hâle getirmek ve kurumsallaştırmak; toplumun birlik ve beraberliğine katkı sağlayacak faaliyetlerde bulunmak; Başkanlığımızın kurumsal kapasitesini geliştirmek; dünyada objektif İslâm algısı oluşturmak ve bu anlayışı yaymak gibi stratejik amaçlar doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir. Bir taraftan sayısı yüz bini aşan personeliyle insan kaynaklarına yatırım yapmakta, diğer taraftan yeni faaliyet alanları oluşturarak modern hizmet anlayışı geliştirmektedir. Bütün bunları yaparken sadece yurt içinde değil Avrupa’dan Amerika’ya, Japonya’dan Avustralya’ya, Haiti’den Kanada’ya, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden Balkanlara ve Afrika ülkelerine kadar yüzü aşkın ülkeye hizmet götürmektedir. Başkanlığımız gerek ülkemizde gerek bölgemizde gerekse dünyada ortaya çıkan gelişmeleri yakından takip etmekte ve hizmet anlayışını da bu doğrultuda geliştirmektedir. İnsanlık âleminin karşı karşıya kaldığı manevi problemleri çözüme kavuşturmanın gayreti içerisinde mazlum coğrafyalarda bir umut ışığı ve sevgi seli olmaktadır.
Kurulduğu günden beri halkımız arasında birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi ve saygı bağlarını pekiştirme gibi çok önemli görev ve fonksiyonlar icra eden Başkanlığımız; etnik, siyasal, mezhepsel ya da felsefi hiçbir ayrım yapmadan toplumun her kesiminin din konusunda doğru bilgilenmesi ve kuşatıcı bir din hizmeti alması yönünde hizmetlerini sürdürmekte; toplumsal sorunları, sosyal problemleri din hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak görmekte; yeni vizyonuyla da önemli hizmetlere ve projelere imza atmaktadır. “Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku” başlığıyla kardeşlik hukukunu toplum gündemine yerleştirmiş; “Engelsiz Cami, Engelsiz İbadet”, sloganıyla engelli kardeşlerimize dikkat çekmiş; “Cami-Çocuk Buluşması” ile toplumda bir farkındalık oluşturmaya çalışmıştır.
Diğer taraftan camiyi hayatın merkezine taşımak amacıyla cami hizmetlerini geliştirme projeleri kapsamında camilerde hadis dersleri yapılması, sabah namazı buluşmaları tertip edilmesi, camilerin kadınlara göre yeniden düzenlenmesi konularında önemli mesafeler katedilmiştir. Camilerimizin ibadet vakitleri dışında da gün boyu halkımızın dinî bilgi ve ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri şekilde hizmete hazır ve açık hâle getirilmesi yönünde bir çalışma yapılmıştır. Mimari açıdan camilerimizin mevcut sorunlarının üstesinden gelebilmek ve günümüz cami yapılarının mimari, estetik, kentleşme, yapının insan ve hayatla ilişkisi ve işlevsellik bakımından yeniden değerlendirilmesi amacıyla düzenlenen “Cami Mimarisi Sempozyumu”, alanında önemli bir ilk olmuştur. Camilerde Kur’an Eğitimi ve İhtiyaç Odaklı Kur’an Kursu Projesi ile Kur’an öğrenen insan sayısında ciddi bir artış sağlanmıştır.
İslam ülkelerinde takvim birliğini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen Uluslararası Ruyet-i Hilal Konferansı Hazırlık Toplantısı; ilk defa düzenlenen Uluslararası Kıraat Sempozyumu; ticari hayata, helal gıda konusuna, ibadet ve aile ile ilgili bazı meselelere ilişkin Güncel Dinî Meseleler ve İstişare Toplantıları; 81 il merkezi ile 152 ilçede müftülükler bünyesinde kurulan aile irşat ve rehberlik bürolarının yaygınlaştırılması; yine ilk defa yapılan Vaaz ve Vaizlik Sempozyumu; İslam Ansiklopedisinden sonra TDV bünyesinde gerçekleştirilmiş en büyük proje olan "Hadislerle İslam" adlı eserin, kamuoyunun istifadesine sunulması ve Diyanet TV’nin kurularak Başkanlığın medya aracılığıyla din hizmetleri sunmaya başlaması yeni dönemde gerçekleştirilen önemli hizmet ve faaliyetlerdir.
Bölgesel ve küresel ölçekte artan önemine paralel olarak Diyanet İşleri Başkanlığının yurt dışı hizmet alanı genişlemiştir. Başkanlığın yurt dışı temsilciliklerinin sayısı 40’tan 120’ye çıkmıştır. Bu bağlamda yurtdışındaki STK’lar ile önemli ilişkiler kurulmuştur. Kardeş Şehir Projesi ile zor bölgelere din hizmetleri götürülmüş; sadece Afrika’da 31 ülke Kardeş Şehir Projesinde yer almıştır. Dünya çapında ülkemiz kentleriyle 170 kardeş şehir eşleştirilmiştir. Tarihinde ilk kez Avrupa Konseyine davet edilen Diyanet İşleri Başkanlığı, küresel etkinliğini ortaya koymuş ve tüm dünyadaki Müslümanların sorunlarına dikkat çekmiştir. Afrika coğrafyası ekseninde II. Afrika Kıtası Müslüman Ülke ve Topluluklar Dinî Liderler Zirvesi gerçekleştirilmiştir. Avrasya İslam Şûraları artık geleneksel hâle gelmiştir. Balkan müftüleri ile mutat toplantılar; Balkanlardaki vakıfların kurtarılmasına yönelik çalışmalar; Vakıfların Fıkhi Sorunları Sempozyumu; “İslam Dünyası Ramazan’da İstanbul’da Buluşuyor” etkinlikleri yurtdışına yönelik yapılan önemli çalışmalardır.
Bütün bunlarla birlikte kalıcı bir din hizmeti sunmanın ancak kalıcı müesseseler kurmakla mümkün olacağından hareketle Başkanlığımız, dünyanın pek çok ülkesinde Diyanet Vakfı ile işbirliği yaparak kurumsal yapılar kurmakta ve geliştirmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı bir taraftan mevcut ilişkileri geliştirirken diğer taraftan yeni ilişkiler kurmakta ve hizmet ağını sürekli genişletmektedir. Yaklaşık altmış milyon Müslümanın yaşadığı Çin ile yapılan temaslar sonucunda Çin’le hac, yayın, din eğitimi ve cami inşası konusunda önemli adımlar atılmıştır. Ayrıca Orta ve Güney Amerika Ülkeleri ile yeni ilişkiler kurulmuş ve; Başkanlığın tarihinde ilk defa hizmet alanına dünyadaki Müslüman azınlıklar da girmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı kurumsal yapısı, sunmuş olduğu hizmetler, sahip olduğu birikim; insan kaynakları potansiyeli ve tecrübesiyle yurt içi ve yurt dışında, Batı’da ve İslam dünyasında dinî teşekküllere ilham kaynağı olmakta ve model alınmaktadır.
 

 

 

 

​​​​​​