Dergiden Seçmeler

 DergidenSecmelerDetay

Cami ve Namazla Diriliş: Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kâbe’nin yeryüzündeki şubeleri, Allah’ın evleri olan camilerimiz, Müslümanlığımızın ve istiklalimizin simgesi olarak yükselen huzur, bilgi, birlik ve ibadet mekânlarımızdır.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kâbe’nin yeryüzündeki şubeleri, Allah’ın evleri olan camilerimiz, Müslümanlığımızın ve istiklalimizin simgesi olarak yükselen huzur, bilgi, birlik ve ibadet mekânlarımızdır. Başkanlığımız çeyrek asırdır Ekim ayının ilk haftasını camilerimizi hayatın merkezine, şehirlerin kalbine taşımak amacıyla “Camiler Haftası” olarak kutlamaktadır. Bu hafta münasebetiyle düzenlenen etkinliklerle toplumsal bir farkındalık ve ortak bir bilinç oluşturulması hedeflenmektedir. Camiler Haftasının son yıllarda belirli bir tema etrafında kutlanması, bir yandan camilerimizin fiziki şartlarının yeniden gözden geçirilmesi yönünde önemli çalışmalar başlatılmasına, diğer yandan da engelli, çocuk, genç, kadın gibi farklı toplum kesimlerinin camiyle daha fazla buluşabilmesi için kampanyalar düzenlenmesine vesile olmuştur. Bu bağlamda, 2011 yılında “Cami-Çocuk Buluşması” gündeme taşınmış, çocuklarımızın din gönüllüleriyle tanışması ve camiyle kaynaşması yolunda adımlar atılmıştır. 2012 yılında “Engelsiz Cami, Engelsiz İbadet” kampanyası düzenlenmiş, ülkemizde sayıları 8 milyonu bulan engelli vatandaşlarımızın camilere engelsiz ulaşımı yönünde çalışmalar başlatılmıştır. 2013 yılında “Cami ve Kadın” teması ile başta abdest alma ve ibadet yerleri olmak üzere camilerdeki kadın mekânlarının iyileştirilmesi için düzenlemelerde bulunulmuş, kadınlarımızın camilerden daha fazla istifade edebilmesi adına pek çok etkinlik gerçekleştirilmiştir. 2014 yılında “Cami ve Gençlik” teması çerçevesinde geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin camilerle irtibatını kuvvetlendirmek için yola çıkılmış, “Geç Kalma, Genç Gel” denilmiştir. Bu yıl ise dinimizin direği olan namaz ibadetine olan ihtiyacımızı daha yüksek bir sesle dile getirmek ve camilerdeki cemaatsizlik sorununa hem bireysel hem de toplumsal açıdan dikkat çekmek amacıyla Camiler Haftasının teması “Cami ve Namazla Diriliş” şeklinde belirlenmiştir.

Bilindiği gibi, Kur’an-ı Kerim’e göre, insanın yaratılış gayelerinden biri yeryüzünü imar etmektir. Yüce Rabbimiz “Allah, sizi yerden, topraktan yarattı ve sizden yeryüzünü imar etmenizi istedi.” (Hûd, 11/61) buyurur. İnsanın yeryüzünü imar etmesi, umrana varması, medeniyet kurması öncelikle kendi gönül dünyasını imar etmesiyle başlar. İmanı, mümini, kalpleri ve gönülleri imar etme merkezleri ise mescit ve camilerdir. Aslında mümin için bütün yeryüzü mescittir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sas) bir hadislerinde “Yeryüzü bana mescit kılındı.” (Nesâî, Mesâcid, 42) buyurmuştur. Hâl böyle olmasına rağmen mümin bilincini inşa etmek; birliği, beraberliği, kardeşliği pekiştirmek; tevhit ile vahdet arasındaki ilişkiyi kurmak; imanın ve İslâm’ın toplumsal boyutlarını geliştirmek için mescidin varlığına ihtiyaç duyulmuştur. İslâm’ın ilk yıllarında Mekke’de Dâru’l-Erkam mescit olarak kullanılmış, hicret esnasında Kuba mescidi inşa edilmiş, hicretin ardından da Medine’de ilk faaliyetlerden biri olarak Mescid-i Nebevi yapılmıştır. Günde beş kere, haftada bir kere, yılda iki kere olmak üzere camilerde cemaatle namaz emredilmiş, bu sayede mescit ve camiler, Müslümanların kalplerinin sükûna erdiği, gönüllerinin imar edildiği, zihinlerinin beslendiği müstesna mekânlar haline gelmiştir.

İslam’a göre, ibadetin yapıldığı her yer kutsal ve temiz, müminin her davranışı ise Rabbini hatırlayarak ve O’nun rızasına uygun gerçekleştiği sürece ibadettir. Camiler sadece namaz kılma mekânı değildir, böyle de tasarlanmamıştır. Ancak namaz olmadan da camiler diğer tüm işlevlerini kaybedecek ve temel fonksiyonlarını icra edemeyecektir. Bu sebeple cami ve mescitlerin karşı karşıya kalabileceği en büyük tehlike, namazsızlık ve cemaatsizlik tehlikesidir. Kur’an’ın ifadesiyle, namazı zayi etmek, namazı kaybetmek tehlikesidir. Namazı zayi edenler ise, fani heveslere dalanlardır, nefsani arzulara uyanlardır (Meryem 19/59).

Bugün ülkemizin her köşesinde ve yeryüzünün her kıtasında camiler yükseliyor. Bunun için Allah’a ne kadar hamdetsek, ne kadar şükretsek azdır. Ancak inşa ettiğimiz camilerin potansiyeli değerlendirildiğinde görüyoruz ki, camilerimiz dolmuyor; çok az sayıda insan namazlarını düzenli bir şekilde camide cemaatle eda ediyor. Bu durum pek çok sebebin yanı sıra modern şehir hayatının getirdiği bir sorun olarak görülebilir. Kaynağı ne olursa olsun, ortaya çıkan durum göstermektedir ki sadece cami inşa etmek yetmiyor. Kubbenin altını saflarla doldurmak, mihrabın önünde yürekleri buluşturmak, caminin asıl gayesine ulaşmak ve gönüllerin imarı için seferber olmak gerekiyor. Sayıları her geçen gün artan camilere, hassaten fecrin doğuşuyla birlikten akın akın koşacak nesiller yetiştirmek, namazla dirilen ve arınan insanların artması için çalışmak bizlere düşüyor. Çocuklara camiyi sevdirmek, genç kuşakların cami ile irtibatını kolaylaştıran bir gönül diline sahip olmak, cemaatimizle sağlıklı iletişim kurmanın yollarını aramak, bize ait bir sorumluluk olarak karşımızda duruyor. devamı için tıklayınız...

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ
Diyanet İşleri Başkanı​


​​​​